Table Drum for Iphone & Ipad

Cok uzun zaman oldu yazmayali…

Bir kac gun once kesfettigim harika bir apple uygulamasindan bahsederken, ayni zamanda da ilk kez WordPress for Iphone uygulamasini denemek istiyorum.

Lise yillarimda benim ve cevremde ki bir cok arkadisimin en buyuk zeklerinden biriydi kalemleri baget yapip en sevdigimiz sarkilarin davul ritimlerini okul siralarinda inletmek. Az kalem parcalamadim Metallica – One ataklarini sirama vururken. Iste bu uygulama tam da bununla ilgili 😉

Table Drum sanal gerceklik (Augmented Reality) uygulamalarinin son orneklerimden bir tanesi. Mevcut uygulamalar daha cok gorsel acidan AR uygulamalarini ele alirken, Dohi Sweden AB firmasi farkli bir boyuttan yaklasmis. SES!

Asagida ki resimde gordugunuz ekranda davullar ve ziller olarak 4 ayri ses var. Sectiginiz sese gercek sesler atayabiliyorsunuz. Mesela crashi sectiniz ve kalemle kahve fincaniniza vurdugunuzda cikan sesi crash ile eslestirdiniz. Siz fincaniniza her vurusunuzda senkronize olarak Crash’in sesini alabiliyorsunuz. Diger sesler icinde ayarlari yaptiktan sonra gerisi sizin yeteneklerinize kaliyor.

Son gunlerde bana cok hos vakit geciren bu uygulamayi paylasmayi cok istiyordum. Asagida ekran goruntulerini bulabilir, iphone veya ipadiniz varsa app store’dan aratip indirebilirsiniz. Ucretide cok fahis degil 1,99$

20110811-182754.jpg

20110811-182826.jpg

Iphone 4 Kablosuz Outlook Takvim Senkronizasyonu

Merhabalar,

Nokia E71 cihazımı Iphone 4 ile değiştirdim kısa bir süre önce. Uzun bir dönem benim için en uygun Android cihazı araştırdıktan sonra birden Iphone 4’de karar kılmak biraz ironik oldu ama olsun. ‘Simply Works’ dedik aldık.

E71’in en sevdiğim özelliği Bluetooth(BT) üzerinden Outlook senkronizasyonuna imkan vermesiydi. Sorunsuz ve sessizce Outlook üzerinde yaptığım tüm değişiklikleri telefonumla eşleyebiliyordum BT ile. Iphone’da bu özellik maalesef yok. Bunu bile bile aldığım için çokta bir şey diyemiyorum açıkçası ama Iphone’da ki BT fonksiyonunun ‘dostlar alışverişte görsün’ mantığı ile konulduğunu söylemeden de geçemeyeceğim. Herhangi bir işe yaradığını görmedim şu güne kadar.

Internette biraz araştırdıktan sonra iTunes’a bağlanmadan kablosuz bir şekilde 3g veya wifi üzerinden Outlook takvimini Iphone 4 ile nasıl senkronize edebileceğimi buldum. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Sistemin çalışma mantığını şu diyagramda görebilirsiniz.

Öncelikle Google Calender Sync programını şu adresten indirmeniz gerekiyor. İndirdikten sonra kuruluma başlamadan önce eğer açıksa Outlook programınızı kapatmalısınız. Sonra talimatlara göre ilerleyerek kurulumu gerçekleştirin. Kurulum bitince karşınıza çıkacak ekrana Google hesap bilgilerinizi (Kullanıcı adınız, şifreniz) girin ve size sunulan 3 adet senkronizasyon opsiyonlarından sizin için uygun olanını seçin. (Ben Outlook to Google’ı seçtim) Ayrıca son olarak senkronizasyonu kaç dakikada bir tekrarlamak istiyorsanız o değeri girin en alttaki kutucuğa ve kaydedin. Kaydetmenizle birlikte Google Calender Sync hemen çalışmaya başlayacak ve Outlook takvim öğelerinizi yükleyecek Google Calender’a. Böylece ilk aşamayı tamamlamış oluyoruz.

İkinci aşamaya geçmeden önce eğer Iphone 4 takviminizde önemli bilgiler varsa mutlaka kablo ile iTunes’a bağlanarak bir BACKUP alın. Çünkü bir sonraki aşamada telefonunuzda ki mevcut takvimi tümüyle silmeniz gerekecek.

İkinci aşamada Iphone 4’ün Ayarlar>Mail, Kişiler, Takvimler sekmesini açın. Hesap Ekle’yi seçin ve en üstteki ‘Microsoft Exchange’i seçin. E-Posta bölümüne Google mail adresinizi, kullanıcı adı kısmına Google kullanıcı adınızı, ve hemen altına Google Paralonızı yazın. Alan bölümünü boş bırakın ve sağ üst köşedeki ‘Sonraki’ düğmesine basın. Bastığınızda Iphone sunucuya bağlanmaya çalışacak ama bağlanacak sunucu bulamadığı için size dönüp soracak. yeni ekranda çıkan ‘Sunucu’ bölümüne ‘m.google.com’ (tırnak işaretleri olmadan) yazın ve sonraki diyerek devam edin. Çıkacak olan ekranda sadece tavkimleri açık tutun, E posta ve Kişileri kapatın. İki kez üst üste mevcut takvim öğelerini silmek üzere olduğunuza dair uyarı mesajı alacaksınız bunların hepsine sil seçeneğini seçerek devam edin. İşlemler bittikten sonra bu bölümden ayrılın ve telefonunuzun takvim kısmına geldiğinizde senkronizasyonun gerçekleştiğini göreceksiniz.

Burada son bir not düşmek istiyorum pil ömrünüzün ciddi şekilde kısalmaması için Ayarlar>Mail, Kişiler, Takvimler>Yeni Verileri Al bölümünde Anında İlet seçeneğini kapatmanızı öneririm. Bu seçeneği kapattığınızda Takvimleri açtığınız zaman güncelleme yapılacaktır. Anında ilet seçeneği açıkken arka planda güncellemeler Outlook üzerinde bir değişiklik yaptığınızda anında yapılacaktır ama bu ciddi anlamda pil ömrünü kısaltan bir uygulama, gün içinde bir iki kez şarj etmek durumunda kalabilirsiniz telefonunuzu.

Tüm bunlardan sonra bu kadar basit ve temel bir işlem için bizi bu kadar uğraştıran Apple’a şükranlarımı sunmak istiyorum. Apple’da hangi çalışan yada yönetici ‘BT üzerinden Outlook senkronizasyonu mu? Hmmmm bence gereksiz, boşverin!’ diyorsa onu tüm zamanların Homer Simpson ödülüne aday gösteriyorum. DOOHHH!

Kaynak: http://www.vickylalwani.com

2010 in review

The stats helper monkeys at WordPress.com mulled over how this blog did in 2010, and here’s a high level summary of its overall blog health:

Healthy blog!

The Blog-Health-o-Meter™ reads This blog is on fire!.

Crunchy numbers

Featured image

A Boeing 747-400 passenger jet can hold 416 passengers. This blog was viewed about 3,100 times in 2010. That’s about 7 full 747s.

 

In 2010, there were 39 new posts, not bad for the first year! There were 137 pictures uploaded, taking up a total of 38mb. That’s about 3 pictures per week.

The busiest day of the year was April 5th with 207 views. The most popular post that day was Güneş Kokoreç.

Where did they come from?

The top referring sites in 2010 were alphainventions.com, twitter.com, cafefernando.com, facebook.com, and zafergurel.com.

Some visitors came searching, mostly for fight club, etliekmek, etli ekmek, konya etli ekmek, and kanaat lokantası.

Attractions in 2010

These are the posts and pages that got the most views in 2010.

1

Güneş Kokoreç April 2010
2 comments

2

Etli Ekmek March 2010
2 comments

3

Kanaat Lokantası April 2010

4

Lider Pide February 2010

5

Centilmen! March 2010

A Santa Lucia

Şehir – Milano

Mekan – A Santa Lucia

Konu – Aşağıda ki resimde bulunan muhteşem armut tatlısı

Yolunuz düşerse mutlaka uğrayıp bu harika tatlıyı denemenizi öneririm.

Venedik

İtalya’da bulunacağımız dört gününde yağmurlu olacağını bile bile gitmiştik aslında. Özelliklede Venedik’e giderken 100% emindik yağmur yağacağından. Ama Allah’ın sevgili kuluymuşuz, bir damla yağmur düşmediği gibi o kadar güzel ve güneşli bir hava vardı ki St. Lucia’ya vardığımızda. Ne olur ne olmaz, hava belki bozar diye hemen attık kendimizi gondola.

Akabinde başladık St. Lucia’dan St. Marco meydanına yürüyüşe. Daracık sokaklar ve mağazalar biraz Alaçatı’yı andırıyor. Fiyatlar ise St Lucia’dan St. Marco’ya doğru atılan her adımda şu şekilde artıyor.

Öğleye doğru tahmin edin ne oluyor? Evet, karnımız acıkıyor J Yol üzerinde Osteria Vilvaldi’ye denk geliyoruz. Dışarıdan küçük bir inceleme ve menüye göz gezdirdikten sonra giriyoruz içeri. Çok özel bir yer değil, ama Deniz Ürünleri Risotto güzel. Karides ve taze kum istiridyeleri bolca mevcut içerisinde. Tavsiye olunur eğer denk gelirseniz.

Yemek sonrası St. Marco’ya devam, tam gün batımında St. Marco’dayız.

Venedik’ten ayrılmadan evvel, fraklı garsonların, gümüş tepsilerle servis yaptığı St Marco meydanında ki en meşhur ve bir o kadarda tuzlu yerlerden birisi olan Florian’a ilişiyor gözümüz. Battı balık yan gider diyip giriyoruz içeri.

Como, Italy ( Albergo Bellavista & I Tigli A Lago)

Laglio (Como Gölüne) ulaşır ulaşmaz içimden dedim ki ‘Bu George Clooney’de işi biliyormuş arkadaş ;)’
Kendisinin Laglio kenarındaki evi için buradan yakınız.

Gerçekten görülmeye değer harika manzaralarla dolu, hayatınızı sakin ama dopdolu geçirebileceğiniz enfes bir yer Como. Fazla söze boğmak istemiyorum ve ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için sizi bir süre resimlerle baş başa bırakıyorum;

Funiküler ile Brunate’e çıkıyoruz, göl hemen ayaklarımızın altına seriliyor.  Tabi açık hava, bol oksijen, muhteşem manzara; insan acıkıyor. Funiküler istasyonundan çıkıp sola döndüğünüzde sizi karşılayan meydanın sonunda bir cafe-restoran gözümüze çarpıyor. İsmi Albergo Bellavista. Dışarıdan görünüş, sıradan, tenha ve fazlasıyla soru işaretleriyle dolu. Ama biliyoruz ki bu hissiyat İtalya’da ki birçok restoran için olumsuz bir his değil, hatta aksine muhteşem bir ziyafetin habercisi bile olabilir. Ve öylede oluyor. Ben ceviz ve porcini mantarlı Pappardelle ( Papparelle di castagne con funghi porcini) ısmarlıyorum. Olağanüstü, tereyağı, ev ve el yapımı Pappardelle’nin incecik hamuru kesinlikle muhteşem. Eğer yolunuz düşerse kesinlik tavsiye ediyorum. Fiyatı da civara göre uygun, tüm makarna çeşitleri 12 € ve hepsi çok güzel.

Aynı günün akşamı için Vedat Milor’un Akdeniz Lokanta ve Şarap Rehberi, İtalya kitabında ki Lombardia bölgesi için yaptığı tek tavsiye olan ‘İ Tigli A Lago Como’ deniz ürünleri restoranına yaptırdık rezervasyonumuzu. Bu restoranı uzun uzun anlatmak istemiyorum, zaten en güzel ayrıntısına kadar Milor yazmış. Sadece bende en fazla iz bırakan lezzetleri ve o akşam yaşadığım sıcak deneyimi biraz aktarmak istiyorum sizlere.

Öncelikle restoranın başköşesinde ki şömine sadece ortamı değil servis elemanlarının içinide ısıtmış. Sıcak ve güler yüzlü hepsi, içeri girmenizle birlikte esprilerde başlıyor havada uçuşmaya. İ tigli’de fiyatlar çok ucuz değil, adam başı 50 – 70 Euro seviyesinde. Şef bizlere bir tanesi 3 çeşit pişmiş deniz ürünlerinden oluşan diğeri de 4 çeşit pişmemiş deniz ürünlerinden oluşan iki menü alternatifi sunuyor. İkisinide sipariş ediyoruz.

Başlangıç olarak püre haline getirilmiş orkinos üzerine avokado soslu çok güzel bir sıcak puding geliyor. Arkasından üç çeşit balıktan, (somon, lagos ve levrekten) oluşan carpaccio. Kenarda ki deniz tuzu zerrecikleri ve wasabi sosuyla birlikte gecenin en güzel tabağı oluyor benim için.  Ana yemeğimiz ise deniz ürünleri tagliatelle üzerine iki adet enfes Langust. En çok beğendiğim yemekler bunlar oluyor. Arkasından tatlılara geçiş yapıyoruz. Geçiş yapıyoruz derken gerçekten geçiş yapıyoruz çünkü İ Tigli’de tatlılar içinde bir antre mevcut. Açıkçası tatlı için antre daha önce tecrübe etmediğim bir sunum tarzı olduğundan oldukça şaşırıyorum ve hoşuma gidiyor. Ama esas gelen antreyi tadınca beynimden vurulmuşa dönüyorum. Karamelli pudingin içerisine yerleştirilmiş zencefilli kurabiye. Ama lezzet, kıvam her şey tamda tatlı denilince beynimde beliren tatta bir lezzet.

Son olarak İ Tigli ile ilgili bir konuyu daha anlatmak istiyorum, kahvelerimizle birlikte İ Tigli’nin kendi yaptığı şekerlemelerden ikram ediyorlar. Bunların içerisinde beyaz çikolata ve limonlu bir şekerleme var. Öylesine derin ve sıra dışı bir lezzet bırakıyor ki damağınızda, sırf bu şekerleme için bile gidilir İ Tigli’ye.

Restaurant Post – Bözen

The Fricktal region meaning the ‘Frick Valley’ is located in the northwest finger at the Swiss canton of Aargau. Its name is coming from the chief village Frick in the region where I had been to last weekend for a meeting. Visiting Frick back again made me remember one of my best memories on food that I had 3-4 years ago. Frick is very famous in the region with its wine and cherries. Wine is not in my field of interest but cherries do; especially when they are in Tiramisu.

Bözen, one of the neighbour villages next to Frick, have a great restaurant & hotel where you can taste wonderful dishes and spend a great night with joy, The Post. 7th generation is now on duty to keep their fame by using high quality, just fresh and – whenever possible – products of the region.

As a person who always choose my menu not from the beginning to the end but just the other way around I would like to tell you my favorite Fricktal Cherry Tiramisu. Made with fresh cherries and can be found only after these lovely blossoms. In the summer time if you are near Zurich that means you are only – 1 hour drive – away to Bözen which completely worth’s.

Of course other dishes are also very good, tasty and well designed by the chef, Peter Heuberger. Last thing I could recommend from The Post is the lovely homemade pumpkin soup that you may choose as a starter.