Chicago Musical

Geçtiğimiz Salı günü Broadway’in en popüler müzikallerinden biri olan Chicago Müzikali’ne gittim. Zaten tam 6 dalda Tony ödülünü kazanmış olan müzikal oldukça güzel ve eğlenceliydi. Enteresanda bir hikayesi var. 1924 yılında işlenmiş bir cinayeti konu alıyor. Detaylı hikayeyi buradan okuyabilirsiniz. Kısaca özeti ise şu şekilde;

1920’lerin ekonomik buhran yıllarında geçen CHICAGO, kendisini terk etmekle tehdit eden sevgilisini öldüren Roxie Hart’ın hikayesidir. Mahkum edilmekten kurtulmak için Chicago’nun en ünlü ceza avukatını tutar; işlediği suçu, bugünün tabloid başlıklarına şaşırtıcı derecede benzeyen sansasyonel manşetlerle gizleyerek halkı, medyayı ve rakibesi olan hücre arkadaşı Velma Kelly’yi kandırmayı başarır.

Müzikalde Hıncal Uluç’da vardı, çıkışta orkestra şefini korkak oynamakla, yeteri kadar hücum etmemekle suçladı ve ekledi ‘Böyle bir şey olabilir mi?’ 🙂

 

 

Kidonya

Bu yaz Cunda’da tekne turunda hayatımda yediğim en lezzetli deniz ürününü tatmak nasip oldu.

Kidonya olarak adlandırılan bu kum istiridyelerini tekne turundan bir önceki gece Bay Nihat’ta üzerinde kaşar peynir eritilmiş şekilde denemiştik ve pek tutmamıştık. Hem pişmiş olması hemde kaşarla kamufle edilmiş olan lezzet bize çok sıradan ve yavan gelmişti. Ne kadar haklı olduğumuzu, aslında doyumsuz bir lezzete sahip bu istiridyenin pişirilerek ve ekstra ilavelerle nasıl heba edildiğini Mehmet Kaptanın kardeşi Şevki’nin bizim için temizleyip hazırladığı bu muhteşem tabağı tadınca anladık.

Önce birlikte dalarak istiridyeleri topladık; Yukarıdaki resimde gördüğünüz taraklı olanlar erkeği, yüzeyi pürüzsüz olanlar ise dişisi. Tabi ki dişisi daha yumuşak ve lezzetli oluyor 🙂

Sonra Şevki onları bizim için teker teker temizledi… Son derece zahmetli olan bu temizleme işinini hem iyi bilmek hemde çok sabırlı olmak lazım. Tüm keselerinden ve yenmeyecek bölgeleri iyice ayıklamak gerekli. Kumları iyice temizlemeli…

p

Yenilebilecek lezzetli kısımları bir tabağa toparladıktan sonra geriye iki şey kalıyor; bol zeytinyağı ve bol limon… Hiç pişirmeden istiridyenin kendi lezzetiyle… Hepimiz için değişilmez bir deneyim oldu, çok güzeldi. Sizlere şurada bulabilirsiniz, buradan temin edebilirsiniz diye tavsiyede bulunamayacağım için üzgünüm. Ama belki Cunda’da Salmaner teknesini bulup, Mehmet kaptan ve Şevki ile gezintiye çıkarsanız, Şevki eminim sizin içinde ayarlar bu muhteşem tabağı.

The Collective Brain by Matt Ridley

Matt Ridley, a British author, argues that it is not important how clever the individuals are; what matters is how clever the collective brain of the society is.

He makes people to re-investigate the current business models, increased transperency models on purchased products and current copyright laws…

Good speech at all…

Nokia E71 + Ipod Touch Pairing

Birkaç gün önce harika bir uygulama öğrendim ve bu uygulama sayesinde artık Nokia E71 telefonumu wifi-router olarak kullanıp Ipod Touch’ımı istediğim yerde internete bağlayabiliyorum. Biliyorsunuz Ipod Touch’ların en büyük sorunu internete sadece wifi üzerinden bağlanabilmesi. Birçok mekânda wifi internet bağlantısı bulmak mümkün tabi ama yolda sokakta bu pekte mümkün olmuyor.

Symbian S60 ile çalışan tüm Nokia’larda çalışabilen JoikuSpot adlı program telefonun 3G bağlantısını sorunsuz bir şekilde wifi bağlantısına çeviriyor ve bu bağlantı üzerinden sadece Ipod değil, laptop, netbook, Ipad gibi cihazlarıda internete bağlayabiliyorsunuz.

JoikuSpot’un ücretli ve ücretsiz versiyonları mevcut. Benim tavsiyem 9 Euro bedelle satılan ücretli versiyondan edinmeniz çünkü ücretsiz versiyonda bağlantınızı şifreleyemiyorsunuz. Bu da davetsiz misafirlerin bağlantınıza ortak olabilmesi anlamına geliyor. Ücretli ile ücretsiz versiyon arasında başka ufak farklar daha var ama bence en önemlisi bağlantıyı şifreleyebilme konusu. O nedenle ben ücretsiz versiyonu bir iki gün deneyip, memnun kalıncada ücretli versiyona geçiş yaptım.

Ipod Touch ile istediğiniz yerden internete bağlanınca bana göre Iphone ihtiyacıda ortadan bir parça olsun kalkmış oluyor 🙂

Eric Clapton & Steve Winwood – 13.06.2010

Pazar günü muhteşem bir gece oldu Turkcell Kuruçeşme Arena’da. Eric Clapton ve Steve Winwood tek kelimeyle döktürdüler. Ne bir eksik ne bir fazla… Geldiler, Çaldılar ve Gittiler…  Georgia On My Mind’i Steve’den dinlemek muhteşemdi, Cocaine’i canlı dinlemek, son nakaratta avazım çıktığı kadar Kokeeyiinnn diye bağırmakta öyle… Video’da bir bölümünü izleyebileceğiniz havai fişek gösterisi eşliğinde Vodoo Chile, Layla, Give Me Some Lovvin… Ve tabi ki o kutsal Su Yeşili Fender Stratocaster…

Ve gece çalınan şarkıların listeside şu şekilde;

Eric Clapton and Steve Winwood Set List – 13 June 2010
Turkcell Kurucesme Arena, Istanbul (TR)

01. Had To Cry Today
02. Low Down
03. After Midnight
04. Presence Of The Lord
05. Glad
06. Well Alright
07. Tuff Luck
08. While You See A Chance
09. Key To The Highway
10. Midland Maniac
11. Crossroads
12. Georgia
13. Driftin’
14. How Long
15. Layla
16. Can’t Find My Way Home
17. Gimme Some Lovin
18. Voodoo Chile
19. Cocaine
20. Dear Mr. Fantasy (encore)

il padrino – Caddebostan

Caddebostan Il Padrino‘da size tavsiye edebileceğim bir kaç tabak mevcut. En güzelini sona saklayarak şöyle başlayım; önden cherry domates, roka ve zeytinyağı ile sunulan Mozerella E Pomodro. Buffallo mozerellaların yerini tutmaz ama fena değil. Ardından sebze çorbası (minestrone) çok güzel, çok lezzetli. Son tabak olarak tercih edilebilecek olan Somon Izgara oldukça başarılı ama benim esas tavsiyem Robespierre Pizza.

İncecik açılmış hamur üzerine ince dilimlenmiş dana eti, roka ve yine ince ince dilimlenmiş parmesan peyniri. Anlatmakla olmaz mutlaka bu pizzayı tatmanız lazım. Son üç seferdir her gittiğimde bu pizzadan alıyorum. Harika bir lezzet.

New CHOCOLATE BONDS

İngiltere’de Hotel Chocolat adlı bir çikolata üreticisi, şube sayısını arttırmak ve üretim tesislerine yeni yatırım planlarına kaynak yaratabilmek için çok ilginç bir yatırım aracı geliştirmiş. Çikolata Fonları! Evet, çikolata fonları 🙂 2000 £ veya 4000 £ tutarındaki fonları yatırım aracı olarak piyasaya sunan firma senelik olarak %5,38 geri dönüş oranıyla her sene sonunda 2000 £’lık fon için 107,70 £ değerinde, 4000 £’lık fon için ise 233,35 £ değerinde çikolata paketleri gönderiyor yatırımcılarına. Üç sene sonunda fonlarını yine aynı değerle geri verebileceği gibi elinde tutarak yine aylık çikolata paketlerini almaya devam edebiliyor.

Oldukça yaratıcı bir fikir gibi dursada bilmiyorum kimler 2000 £’u boyle bir fona sadece çikolata karşılığında bağlar?