Venedik

İtalya’da bulunacağımız dört gününde yağmurlu olacağını bile bile gitmiştik aslında. Özelliklede Venedik’e giderken 100% emindik yağmur yağacağından. Ama Allah’ın sevgili kuluymuşuz, bir damla yağmur düşmediği gibi o kadar güzel ve güneşli bir hava vardı ki St. Lucia’ya vardığımızda. Ne olur ne olmaz, hava belki bozar diye hemen attık kendimizi gondola.

Akabinde başladık St. Lucia’dan St. Marco meydanına yürüyüşe. Daracık sokaklar ve mağazalar biraz Alaçatı’yı andırıyor. Fiyatlar ise St Lucia’dan St. Marco’ya doğru atılan her adımda şu şekilde artıyor.

Öğleye doğru tahmin edin ne oluyor? Evet, karnımız acıkıyor J Yol üzerinde Osteria Vilvaldi’ye denk geliyoruz. Dışarıdan küçük bir inceleme ve menüye göz gezdirdikten sonra giriyoruz içeri. Çok özel bir yer değil, ama Deniz Ürünleri Risotto güzel. Karides ve taze kum istiridyeleri bolca mevcut içerisinde. Tavsiye olunur eğer denk gelirseniz.

Yemek sonrası St. Marco’ya devam, tam gün batımında St. Marco’dayız.

Venedik’ten ayrılmadan evvel, fraklı garsonların, gümüş tepsilerle servis yaptığı St Marco meydanında ki en meşhur ve bir o kadarda tuzlu yerlerden birisi olan Florian’a ilişiyor gözümüz. Battı balık yan gider diyip giriyoruz içeri.