il padrino – Caddebostan

Caddebostan Il Padrino‘da size tavsiye edebileceğim bir kaç tabak mevcut. En güzelini sona saklayarak şöyle başlayım; önden cherry domates, roka ve zeytinyağı ile sunulan Mozerella E Pomodro. Buffallo mozerellaların yerini tutmaz ama fena değil. Ardından sebze çorbası (minestrone) çok güzel, çok lezzetli. Son tabak olarak tercih edilebilecek olan Somon Izgara oldukça başarılı ama benim esas tavsiyem Robespierre Pizza.

İncecik açılmış hamur üzerine ince dilimlenmiş dana eti, roka ve yine ince ince dilimlenmiş parmesan peyniri. Anlatmakla olmaz mutlaka bu pizzayı tatmanız lazım. Son üç seferdir her gittiğimde bu pizzadan alıyorum. Harika bir lezzet.

Baffetto

Yazıya geçmeden önce işin özeti şu;

Tartışmasız yediğim en iyi pizza!
Russell Crowe dahil gelen bir çok kişinin duvarlara yazdıklarına bakılırsada Roma’da, İtalya’da hatta Dünya’da yiyebileceğiniz en iyi pizza!

Baffetto’yu aç karına bulmak pek kolay olmadı, şekerde düşünce insanın beyni duruyor. Bulduğumuzda her yer doluydu ve kapının önünde de 3-4 kişi bekliyordu. Yorgunluğun ve açlığında verdiği asabiyetle mızmızlanırken sıra konusunda ne kadar şanslı olduğumuzu iki gün sonra tekrar aynı pizzayı yemek istediğimizde gördüğümüz manzaradan sonra anladık. Aşağıdaki kuyruğun kadraja alamadığım devamıda mevcuttu, herhalde 50–60 kişi bekliyordu. Bu kuyrukta beklememek için yapılması gereken şey Baffetto’nun açılış saati olan 18:00’den biraz önce orada bulunmak.

Baffetto’da bazı kurallar var. Mesela içeride ayakta beklemek yasak, içeriye sırt çantanız sırtınızda girmek yasak, sırt çantanızı elinize alıp girmeniz gerekiyor. Aksi takdirde önümüzde bekleyen İngilizler gibi mekanın sahibi Roberto’dan zılgıtı yiyebilirsiniz. Neyse 10 -15 dakika bekledikten sonra Roberto bu sefer güler yüzle kapıyı açtı, ‘Prego’ dedi ve bir masaya oturduk, margheritalarımızı söyledik ve başladık beklemeye. Tek başına gitmeyi düşünenler için tavsiyem yanlarında bir kitap, mp3 çalar gibi vakit geçirebilecekleri şeyler bulundurmaları. Yaklaşık 45 dakika sonra geldi pizzalarımız. Zaten acıkmıştık, bir saatte üzerine bekledik ama değdi…

Taş fırında odun ateşi ile pişirilmiş incecik gevrek bir hamur, neredeyse lahmacun hamuru inceliğinde. Odun kömürünün kokusu pizzanın üzerinde muhteşem domates sosu ve mozerella ile birlikte… Kesinlikle harikaydı… Pizza geldiğinde başlamadan bir resim alamadım bunun için üzgünüm çok ama herhalde yukarıda yazdıklarımdan sonra bunu anlayışla karşılarsınız. Fotoğraf çekmek aklıma geldiğinde durum aşağıdaki gibiydi 🙂

Aşağıdaki resimde ayaktaki de Roberto, bu harika pizzaları yapan ustalarda hemen yanlarında.

Son bir not; Baffetto Roma’da iki tane, Baffetto ve Baffeto2 şeklinde. Sahipleri aynı olmasına rağmen ikincisini pek tavsiye etmiyorum, biz pek memnun kalmadık.