Kanaat Lokantası

Şimdide Üsküdar’da ki bir başka lezzet noktasındayız. Daha doğrusu bir efsanedeyiz. İtalya Rubiera’da çok meşhur bir restoran vardır, adı Arnaldo’dur. Arnaldo’nun sloganı ‘Clinica Gastronomica’dır. İşte şimdi bulunduğumuz yerde İstanbul’un Clinica Gastronomica’sı. Kanaat Lokantası!

İçeri giriyoruz, ilk başta sağ tarafınızda sizi birbirinden çekici tatlıların bulunduğu tatlı ve dondurma reyonu karşılıyor. Hemen ardında zeytinyağlı ve soğukların bulunduğu reyon. Bunun hemen karşı tarafında ise sıcak yemeklerin sergilendiği reyon. İçeride şöyle bir turluyoruz, reyonlarda ki ustalardan yemekler hakkında bilgileri alıp, tadına bakacağımız lezzetlere karar verdikten sonra yerimize geçiyoruz. Oturmamızla birlikte garson yanımızda bitiveriyor. Öncelikle başlangıç için enginar dolması söylüyoruz akabinde ise patlıcan kebabı. Enginar dolması çok beklediğim gibi çıkmıyor. Enginarın kendisi çok güzel, yumuşacık ve çok güzel pişirilmiş, ama üzerindeki dolma içinde yolunda gitmeyen bir şeyler var. Biraz sert pişirilmiş veya fazla beklemiş.

Enginar dolmasından sonra yemeğe doyamadığım patlıcan kebabı geliyor. Pişmekten lime lime olmuş kuzu kuşbaşılar, içi yumuşacık dış kabuğu hafifçe sert patlıcan parçaları ile ağzımda eriyor. Kızgın yağda kurutulmuş hafif acı biber parçaları ise muhteşem bir katkı sağlıyor bu güzel yemeğe.

Sonrasında ise işin en zor kısmına geliyor sıra. Tatlı seçimi! İrmik helvasından, kemal paşa tatlısına, dondurma çeşitlerinden sütlü tatlılara kadar her şey mevcut ve bir o kadar harika görünüyorlar reyonda. Ben üzerine kaymak yerine kaymaklı dondurma konulmuş ekmek kadayıfına karar veriyorum. Dondurma herhangi bir yerden tedarik edilme değil, bizzat bünyede eski usullerle üretiliyor, bir nevi ev dondurması. Yerken sütün kokusunu alabileceğiniz dondurma artık pek kalmadı. Burada ki dondurma ender bulabileceklerinizden. Değişik sorbe çeşitleri de var sadece dondurma yemek isteyenler için. Hafifçe ağdalı ekmek kadayıfıyla birlikte boğazdan kayarak iniyor buz gibi dondurma. Tek kelimeyle muhteşem!

Advertisements

Güneş Kokoreç

Tarihi yarımadanın karşısında, alabildiğine geniş bir İstanbul peyzajına açılan müstesna konumuyla Üsküdar, bende özel bir yere sahiptir. Tarihi dokusu beni her zaman etkilemiştir. Bu her şeyiyle güzel mekâna birde içinde barındırdığı sayısız gastronomik değerler eklenince İstanbul’un vazgeçilmez noktalarından birisi haline gelir benim için. Üsküdar meydanından iskeleye inen yolun üzerindeki Otopark Sokak’ta Karadavud Paşa Camii’nin hemen karşısında bulunan Güneş Kokoreç’de işte Üsküdar’da bulunan bu lezzet noktalarından bir tanesidir.

İyi bir kokoreç yiyebilmek için öncelikle malzemenin 6 aylık süt kuzudan olması, kusursuz bir şekilde temizlenmesi ve sonrasında ise süt içerisinde güzelce terbiye edilmesi gerekir. Güneş Kokoreç bu üç parametreyi layığı ile yerine getiren sayılı yerlerden bir tanesidir.

Siparişi verdiğinizde öncelikle ekmeğiniz odun kömüründen ateşin üzerine atılır ve hafifçe kızarıp iyice gevrekleşene kadar bekletilir. Bu sırada adeta ritüele dönüşmüş bir sahne ceyran eder. Usta elinde bıçağı, son derece seri bir şekilde kokorecinizi ufak parçalara keserken diğer yandan yardımcısı şöyle otuz santim yukarıdan baharatları kokorecinizin üzerine serpiştirerek çeşnisini hazırlar. Birazda domates ilavesi ile ekmek içi kokoreciniz mideye indirilmeye hazır hale gelir. Benim tercihim her zaman çeyrek ekmek olmuştur, sizlere de kokoreç/ekmek oranı çok daha fazla olan çeyrek ekmeği tavsiye ederim. Açıkçası ben yarım yiyecek olsam dahi iki tane çeyrek sipariş ediyorum.

Son olarak, özellikle mevsim itibariyle en taze malzemelerin tedarik edilebileceği şu bahar aylarında Üsküdar’a yolunuzu düşürmenizi ve Güneş Kokoreç’e uğramadan geçmemenizi tavsiye ederim.