2010 in review

The stats helper monkeys at WordPress.com mulled over how this blog did in 2010, and here’s a high level summary of its overall blog health:

Healthy blog!

The Blog-Health-o-Meter™ reads This blog is on fire!.

Crunchy numbers

Featured image

A Boeing 747-400 passenger jet can hold 416 passengers. This blog was viewed about 3,100 times in 2010. That’s about 7 full 747s.

 

In 2010, there were 39 new posts, not bad for the first year! There were 137 pictures uploaded, taking up a total of 38mb. That’s about 3 pictures per week.

The busiest day of the year was April 5th with 207 views. The most popular post that day was Güneş Kokoreç.

Where did they come from?

The top referring sites in 2010 were alphainventions.com, twitter.com, cafefernando.com, facebook.com, and zafergurel.com.

Some visitors came searching, mostly for fight club, etliekmek, etli ekmek, konya etli ekmek, and kanaat lokantası.

Attractions in 2010

These are the posts and pages that got the most views in 2010.

1

Güneş Kokoreç April 2010
2 comments

2

Etli Ekmek March 2010
2 comments

3

Kanaat Lokantası April 2010

4

Lider Pide February 2010

5

Centilmen! March 2010

Advertisements

Güneş Kokoreç

Tarihi yarımadanın karşısında, alabildiğine geniş bir İstanbul peyzajına açılan müstesna konumuyla Üsküdar, bende özel bir yere sahiptir. Tarihi dokusu beni her zaman etkilemiştir. Bu her şeyiyle güzel mekâna birde içinde barındırdığı sayısız gastronomik değerler eklenince İstanbul’un vazgeçilmez noktalarından birisi haline gelir benim için. Üsküdar meydanından iskeleye inen yolun üzerindeki Otopark Sokak’ta Karadavud Paşa Camii’nin hemen karşısında bulunan Güneş Kokoreç’de işte Üsküdar’da bulunan bu lezzet noktalarından bir tanesidir.

İyi bir kokoreç yiyebilmek için öncelikle malzemenin 6 aylık süt kuzudan olması, kusursuz bir şekilde temizlenmesi ve sonrasında ise süt içerisinde güzelce terbiye edilmesi gerekir. Güneş Kokoreç bu üç parametreyi layığı ile yerine getiren sayılı yerlerden bir tanesidir.

Siparişi verdiğinizde öncelikle ekmeğiniz odun kömüründen ateşin üzerine atılır ve hafifçe kızarıp iyice gevrekleşene kadar bekletilir. Bu sırada adeta ritüele dönüşmüş bir sahne ceyran eder. Usta elinde bıçağı, son derece seri bir şekilde kokorecinizi ufak parçalara keserken diğer yandan yardımcısı şöyle otuz santim yukarıdan baharatları kokorecinizin üzerine serpiştirerek çeşnisini hazırlar. Birazda domates ilavesi ile ekmek içi kokoreciniz mideye indirilmeye hazır hale gelir. Benim tercihim her zaman çeyrek ekmek olmuştur, sizlere de kokoreç/ekmek oranı çok daha fazla olan çeyrek ekmeği tavsiye ederim. Açıkçası ben yarım yiyecek olsam dahi iki tane çeyrek sipariş ediyorum.

Son olarak, özellikle mevsim itibariyle en taze malzemelerin tedarik edilebileceği şu bahar aylarında Üsküdar’a yolunuzu düşürmenizi ve Güneş Kokoreç’e uğramadan geçmemenizi tavsiye ederim.

Çağlayan Izgara

Bu hafta sonunu Adapazarı’nda geçirdim ve tabi ki Adapazarı’nın en leziz ızgara salonuna uğramadan da gelmedim. Uzun Çarşı’nın içinde bulunan Çağlayan Izgara Ademoğlu kardeşler tarafından işletiliyor. Babaları Rıdvan Bey’den devraldıkları baba mesleğini aynı titizlikle devam ettiriyorlar.  Son derece şirin, temiz, birbirinden lezzetli yemeklerin yapıldığı harika bir esnaf lokantası Çağlayan Izgara. Mekânın en meşhur lezzetleri, baba topraklarının yadigârı olan Arnavut Ciğeri, bir Adapazarı klasiği olan Islama Köfte, Kuru Fasulye ve ikinci tabağı istemeden kalkamayacağınız İrmik Helvası.

İlk olarak Arnavut ciğeri ile başlıyoruz. Ben herhangi bir kişinin burada Arnavut ciğeri yedikten sonra bir daha başka bir yerde Arnavut ciğeri yiyebileceğine inanmıyorum. Kesinlikle çıtayı kimsenin kolay kolay ulaşamayacağı bir yere taşıyor lezzet anlamında. Tüm sinirlerinden arındırılmış küçük ciğer parçaları ağzınızda erirken size her şeyi unutturup sizi de sinirlerinizden arındırıyor. Ser verip sır vermiyorlar ciğerin yapılışı ile ilgili ama pişiriliş öncesi hazırlıkların çok önemli olduğunu öğreniyoruz Adem Usta’dan. Ben özellikle nar ekşisi ile denemenizi tavsiye ediyorum, inanamayacağınız kadar çok yakışıyor ciğere.

Sonrasında Ertan Usta’nın ellerinden çıkma karışık ızgara geliyor masamıza. Kuzu şiş, köfte, antrkot ve tavuk buttan oluşan dayanılmaz karışım. Bunu da bir güzel mideye indirdikten sonra sıra tatlımıza geliyor. Başka yerde böylesini bulamayacağınız harika irmik helvası. Tam kıvamında kavrulmuş çam fıstıkları altın gibi parlıyor irmiklerin arasından. Şefin tavsiyesi üzerine yanına birazda kemal paşa tatlısı alıyoruz. Her ikisinin de tadına baktığınızda ister istemez hangisini en son yesem sendromuna giriyorsunuz.

Adapazarı’na yolunuz düşerse uğramadan geçmeyin, hatta naçizane yolunuz düşmüyorsa da bu lezzetleri tatmak için zorla düşürün derim 🙂

Etli Ekmek

Konya’nın çok meşhur yiyeceğidir. Lahmacundan en büyük farkı hamurudur. Bu farkta kullanılan undan gelir. Ayrıca etinin içerisine domates soğan gibi ekstra malzemeler karıştırılmaz. Hamurun üzerine et yerleştirildikten sonra üzerine biraz maydanoz serpiştirilir ve o şekilde fırına verilir. Az yağlı etten kıyması tek sefer çekilir. Kullanılan et çok önemli olsa da en büyük özelliği hamurunun inceliği ve gevrekliğidir. İşin en zor kısmı, ustalık gerektiren noktası bu gevrekliği vermektir.

Bu ön bilgilerden sonra gelelim en güzel örneklerinin nerelerden temin edilebileceğine. Aslında Konya’da etli ekmek yaygın olarak fırınlarda yaptırılır. İç malzemesi evlerde hazırlanır ve neredeyse her mahallede bulunan mahalle fırınlarına verilir. Birkaç saat sonrada gidilip fırından alınır.

Lokanta olarak da Konya’da en güzel yapan yerlerin başında Havzan Yolu üzerindeki Havzan Etli Ekmek salonu gelir. 1,5 metrelik etli ekmekleri önünüze getiriverdiklerinde önce görüntüsünden sonrada lezzetinden ötürü küçük çaplı bir şok geçirirsiniz. Çıtır çıtır hamur ağzınızda dağılıverir, yanında yayık ayranı veya buz gibi bir karpuz ile muhteşem olur.

İkinci yer ise Konya’da merkezde bulunan Hacıbey Lokantasıdır. Bu mekânın etli ekmeğin yanı sıra bıçakarası diye tabir edilen kıyma yerine kuşbaşı etten yapılan etli ekmek türü de son derece başarılıdır.

Konya’ya nereden gideceğiz İstanbul’da yok mu bu işin bir çaresi diyenler içinde Kozyatağı’nda Mevlana Etli Ekmek Salonunu, İkitelli’de ise Ovalı’yı öneririm.

Çiçek Izgara

Çiçek Izgara ve Uludağ Kebapçısı yüzünden Bursa’ya günü birlik gitmekten nefret ediyorum. İnsan hangisini tercih edeceğini bilemiyor, aklım sürekli diğerinde kalıyor. Bu yazıda size, herhalde sırf bana değil daha bir çok kişiye bu meşhur ikilemi yaşatan efsane mekanlardan, Çiçek Izgara’dan bahsedeceğim.

Çocukluğumun güzel anılarındandır Bursa Belediye Caddesinde bulunan merkez bina. Uzun yıllar tek ve merkez şube olarak bu mekânda hizmet verdikten sonra farklı noktalarda da şubeler açmaya başladılar ve en nihayetinde bir iki sene önce İstanbul Viaport şubesi açıldı. Aldığım bilgiye göre kalite ve lezzet standardını sağlayabilmek için tüm et ürünleri ‘şurup’ adı altında merkezden tedarik ediliyor bütün şubelere ancak yinede ben pişirilmesinden kaynaklanan farklılıklar olduğunu düşünüyorum. Viaport şubesindeki lezzet kesinlikle Bursa’dakine en yakını. Diğer şubelerin hepsinde denemedim ama denediklerim içerisinde en başarılısı Viaporttakiydi.

Gelelim yiyeceklere. Benim favorim köfte ve kuzu şiş. Köftede baharat neredeyse sıfır, tüm lezzet etinden geliyor. Yukarıda belirttiğim gibi pişirilişi çok önemli, ne çok yumuşacık nede çok aşırı pişmiş olmalı. Kuzu şişe gelince, bir et nasıl bu kadar yumuşak olur, bu kadar lezzetli olur anlamak zor. Ben açlık durumuma göre bu ikisinden oluşan bir kombinasyon yaptırıyorum kendime.

Tatlı olarak sütlü tel kadayıf çok lezzetli, denemenizi tavsiye ederim.

Cafe Slavia – Prague

Muhteşem atmosferi, nehrin hemen kıyısındaki nefis konumu ile Cafe Slavia sadece birbirinden lezzetli tatlıları ve içecekleriyle değil tarihi değerlere yapmış olduğu ev sahipliğiyle de Prag şehrinin en önemli mekânlarından bir tanesi. Birçok şair, ressam ve öykü yazarlarının ilham kaynağı olmuş mekân tarihimizin en önemli şairlerinden Nazım Hikmet’in de sıklıkla uğradığı yerlerdenmiş. Aşağıdaki dörtlükler bu kafede yazılmış.

Pırağ şehri yaldızlı bir dumandır
ve kızıl, kocaman bir elma gibi
Nezval geçer taze çıkmış kabrinden
Paramparça yüreği de elinde

Serviste kullanılan peçetelerde önünde ki kâğıda bir şeyler karalayan bir adam resmedilmiş.

Tavsiye etmek istediğim yiyecekler turtalar ve kahveler. Ben tattığımda hepsi çok taze ve lezzetli idi. Özellikle aklımda kalan vişneli, böğürtlenli turtaları ve espresso cardamon…

Pandeli

Mısır Çarşısında bulunan Pandeli’yi anlatmaya tabi ki gerek yok ama Pandeli’de ki favorilerimide sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim.

Öncelikle başlangıç için kesinlikle yanda resmini gördüğünüz Dönerli Patlıcan Böreği. Tamamıyla Pandeli’ye has olan bu tabak gerçekten muhteşem. Yumuşacık patlıcanlı börek ağızda erirken tereyağının mis gibi kokusu tüm sinir hücrelerinizi sakinleştiriyor.

Ardından en taze sebzelerle sunulan Kuzu İncik. Yumuşacık bir et ve yanında fazla yumuşatılmadan pişirilmiş mevsim sebzeleri. Bu iki tabağı bitirdiğimde ben açıkçası zaten nakavt olmuş oluyorum. Bunların üzerine vezirparmağı ve badem kurabiyesinden oluşan bir tatlı tabağını az şekerli bir kahve ile tükettiğimde, beni en az iki gün idare edecek bir haz ile ayrılıyorum Pandeli’den.

Web sitelerindeki Ünlü Konuklarımız bölümünden Pandeli’yi ziyaret etmiş kişilere de bir göz atmanızı tavsiye ederim.